Men’s Life Today için John Hanc tarafından yazıldı.

Olimpiyat Umutları: Bir Yuvarlak Masa Tartışması

New York Athletic Club’a bağlı üç ABD’li sporcuyla Olimpiyat sporcusu olmanın getirdiği zorluklar, yaptıkları sporların onlardan neleri alıp götürdüğü ve kendilerini nasıl motive ettikleri hakkında konuştuk.

 

 

 

Sporcular:

Jake Herbert, Güreşçi, 26 yaşında, Naperville, Illinois doğumlu. 2009 Dünya Serbest Güreş dalında Gümüş Madalya Sahibi
Seth Kelsey, Eskrimci, 29 yaşında, Colorado Springs, Colorado doğumlu. 2010 Dünya Şampiyonası’nda Gümüş Madalya Sahibi
Jarrod Shoemaker, Triatlon sporcusu, 28 yaşında, Maynard, MA doğumlu. 2008 Olimpiyatları, ABD Triatlon 2010 Seçkin Ulusal Şampiyon

MLT: Olimpiyat sporcusu olarak yaşadığınız en büyük zorluk nedir?

Kelsey: “Hayatındaki her şeyi dengelemek gerçekten çok büyük bir çaba istiyor. Hava Kuvvetlerindeyim ve her ay sadece bir hafta sonu çalışıyorum. Çalıştığım birim benim Olimpiyat hayallerimi destekliyor ve seyahat ve antrenman programıma göre çalışmamı sağlıyor, bu sebeple ben gerçekten şanslı biriyim.

Shoemaker: “En büyük zorluk, kesinlikle dengeyi sağlamak. Çünkü hayatınız antrenmandan ibaret değil.”

MLT: Yaptığınız sporla ilgili çoğu insanın bilmediği bir şey söyleyin.

Herbert: “Olimpik güreş, lise ve üniversitede gördüklerinizden çok farklıdır. Olimpiyatlarda 40 saniye içerisinde ya maçı alırsınız ya da kaybedersiniz.”

Shoemaker: “Triatlonu duyduklarında insanların aklına uzun Ironman yarışları geliyor. Bu kadar uzun mesafeli etkinliklerde, amacınız anaerobik eşiğin altında kalmaktır, diğer bir deyişle orada olduğunuz süre boyunca olabildiğince rahat olmanız gerekir. Olimpik triatlonda mesafeler daha kısa olduğu için hedefimiz olabildiğince kendimizi zorlamaktır. Olimpik triatlon tamamen güç ve hızla alakalıdır.

Kelsey: “Eskrim, çocukken oynadığımız elim sende oyununun keskin silahlarla oynandığı haline benzer.”

MLT: Baskı altında en iyi performansınızı sergilemek zor değil mi?

Kelsey: “Ben yarışmadan önce biraz heyecanlanıyorum ama bu iyi bir şey. Çünkü yarışları hala önemsediğimi gösteriyor. Heyecanlı olmazsam endişelenmem gerek. Ama bence işlerin belli bir rutine göre ilerlemesi yarışmalarda soğukkanlı olmamızı sağlayan önemli bir etmen. Çünkü her maçtan önce aynı şekilde ısınıyoruz. Bir rutinin olması odaklanmamıza da yardımcı oluyor.”

Shoemaker: “Ben pozisyonumu biliyorum, dışarıda hala benden çok daha iyi olan insanların olduğunun da farkındayım. Bu sebeple, beni motive eden şey kendimi biraz daha iyi hale getirmek için ne yapmam gerektiğini bulmak, çünkü gelişimimin çok ufak bir yüzdesi bile o yarışı kazanmamı sağlayabilir.

MLT: Antrenman ve yarışmalar üzerine felsefenizi özetleyen, motive olmanızı sağlayan sevdiğiniz bir söz var mı?

Kelsey: “Teddy Roosevelt’in çok sevdiğim bir sözü var. Hatırladığım kadarıyla şöyleydi: ‘Şu anda kolay olmasının sebebi geçmişte gösterdiğiniz büyük çabalardır’ Gerçekten çok çalışırsanız, çok kolaymış gibi gösterebilirsiniz.”

Herbert: “En çok sevdiğim sözü, Olimpik güreşçi ve Iowa Üniversitesi güreş antrenörleri olan Tom ve Terry Brands’den duydum: ‘Kazanmayı sevmekten çok, kaybetmekten nefret etmelisiniz.’”

Shoemaker: “‘İmkansız diye bir şey yoktur.”

Photo: Courtesy of New York Athletic Club

John Hanc New Yorklu yazar John Hanc, Men’s Life Today’e düzenli olarak katkıda bulunuyor.



Rastgele yazılar

Comments

Powered by Facebook Comments

Etiketler:, , , , , ,
Cevap yaz